Yeşil Politika
.jpg)
21. yüzyılda durmaksızın gelişen endüstri, temelde biz insanlara daha kolay ve iyi yaşama ortamı sağlamayı amaçlamaktadır. Bunun bilincinde olan insanoğlu, gelişen endüstrileşmenin getireceği olası nimetlerden daha fazla faydalanabilme arzusunu hep taşımıştır. Ancak, insanoğlu bunu yaparken çevresine yapmış olduğu tahribatın ileride ne sonuçlar vereceğini kestirememiş ve bunun bedelini pahalıya ödemiştir. Endüstrileşen ülkeler, geç de olsa bu çevre tahribatının tüm canlılar üzerindeki olumsuz etkilerini fark ettiler. 1972'de Stockholm Konferansı'nda kabul edilen Bildiri'nin ilk maddesinde "İnsan, onurlu ve iyi bir yaşam sürmeye olanak veren, nitelikli bir çevrede, özgürlük, eşitlik ve yeterli yaşam koşulları temel hakkına sahiptir" ilkesi yer almıştır. Bu ilkenin önemi, ilk kez bir bildiride sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının ifade edilmesidir. Söz konusu Bildiri, yasal açıdan bağlayıcı olmamakla birlikte hukukî bir öneme sahiptir. Bu bildirgede; " her ülkenin ekonomik gelişmesi ve sosyal gelişmesini kendi çevresini koruyacak şekilde gerçekleştirmesi, her ülkenin kendi kaynaklarını koruması, kirleten devletten kirletme tazminatı istenmesi, bütün ülkenin çevre kirliliğiyle ilgilenmesi teklif edilmiştir. Bu konferansın sonuç bölümünde ilk kez ferdin çevre hakkı olarak belirlenebilecek bir hakkı olduğu ortaya konulmuştur" Çevre hakkı; bireye hürriyet, eşitlik ve refah içerisinde yaşayabileceği bir çevrenin gerçekleştirilmesini devletten istemek hakkını vermektedir. Bunun sonucu olarak çevre koruma bilinci ortaya çıkmaya başladı. Daha verimli kaynak kullanımı yanında artan ihtiyaçları karşılamak için, daha az kaynak kullanımı, daha az tüketim, artıkların yeniden kullanımı gibi çevre korumasına yönelik programlar endüstrileşme süreci içinde benimsendi. Şu halde tüm insanlar, gelecek kuşaklara yaşanabilecek bir dünya bırakma sorumluluğu üstlenerek, artık doğayla savaşmaya değil, onunla uzlaşmaya dayalı yeni bir ortak düşünceye varmak zorundadır. Yeryüzündeki yaşamın geleceği de buna bağlıdır.
Çevre kirliliği; ekosistemlerde doğal dengeyi bozan ve insanlardan kaynaklanan ekolojik zararları, ekolojik denge; insan ve diğer canlıların varlık ve gelişmelerini sürdürebilmesi için gerekli olan koşulların bütününü; ekolojik döngü ise; doğadan çıkarılan maddelerin yeniden kullanılabilir hale getirilmesi ve bunun sonsuz devamını tanımlar.
Biz AAG ARITMA olarak;
Temiz çevrenin bir hak olduğu bilincinin oluşturulması
Doğal kaynakların ve doğanın ekolojik dengeye zarar vermeyecek şekilde işletilmesi
İnsan sağlığının korunması
Çevrenin korunması, kollanması ve kalitenin yükseltilmesi
Toprak kullanımında Çevre Etki Değerlendirmesi'nin (ÇED) dikkate alınması
Çevre problemlerine ortak çözümlerin aranması
Arıtımın; doğaya saygının teknik ifadesi olduğu bilincinin yerleştirilmesini görev tanımlarımızın ön sıralarına yerleştirdik.



